ÖLÜRSEM BENİ SENİNLE ARARLAR ŞİMDİ
Bırak biraz daha uyusun yabancı.
Merkezinde değilsin bu hayatın.
Temize çekilmezse hayatın, bil ki şehir seni sonsuza dek yenmiştir.
Onu gittiğin yerde hiç anmayacağına söz ver. Gittiğin yerin buradakinden farklı odluğunu düşünüyorsun; oysa gider gitmez anlarsın ömrün senden önce gitmiştir oraya. İçindeki yabacı senden önce…
Sen yanıtsız sorularından kaçarken o sorular ilk haliyle seni bekler. Burada, yaşadığım ve direndiğim şehirde ertelediğim her soru, gizlediğim her resim, daha derin bir yara, daha çözümsüz bir soru olarak karşına çıkar orada.
Ve sonra herkesin oynadığı oyuna sende katılırsın mutlu görünme oyunu bu her şey harikadır burada insanlar çok keyiflidir, doğa muhteşemdir. Sanki biraz çaba harcasan içindeki yabancıdan kurtulman an meselesidir. Yüzünü mutlu görünme oyununa göre ayarlarsın. Şaşarsın yüz kaslarının bu kadar değiştiğine... Ama zaman geçtikçe yüz kasların yorulur.
İçindeki acıyı saklayamaz olur eğlenceler aptalca olur ve boşluk doldurma çabasıdır.
Ağızlardan akan kanı saklayarak yaşayanlar.
Delice yaşamak isterken, içindeki bir ses o an, neden yaşıyorsun, diye sorunca, ona hiçbir yanıt bulamıyorum.
Aynı anda hem burada hem dünyanın her yerinde olmak istemem gibi bir şey bu. Hayat çok anlamsız çok bayağı ve boş derken belki de magazin dergilerindeki, sonsuza dek nasıl genç kalınır, Başlıklı yazıları büyük bir haz ile okuyorum. Gittiğim her yerde televizyonlar açık. Rengârenk kışkırtıcı, anlamsız, saçma, çekici görüntüler yüzüme ve ruhuma çarpıyor. Durmadan kirleniyorum, durmadan kışkırtılıyorum, durmadan arzu ediyor, lanet kusuyorum. Durmadan birilerini kırıyorum, durmadan özür diliyorum. Durmadan neyi ve niye özlediğimi düşünüyorum. Sınırda yaşıyorum. Her şeyden biraz yaşıyorum. Her yere gitmek isterken derinleşemiyorum. Bu hayatı ne kadar istesem de kulağımın dibindeki uğultu hiç dinmiyor. Hiç bir yere ait olmadığımı hissettiriyor sürgünlüğümü.
ÖLÜRSEM BENİ SENİNLE ARARLAR ŞİMDİ
İşte o zaman, sevgili diye, hayat diye baktığınız her boşluğu artık sizin o yaralı bendiniz doldurur. Nereye, hangi kalabalık şehre gitseniz peşinizden o ıssız o karanlık ormanınızı birlikte götürürsünüz. Nereye gitseniz kendinizi orada kaybolmuş hissedersiniz.
Sevgili yeğenim Ünal GİRGİN'e paylaşımından dolayı teşekkür ediyorum.Cezmi ERSÖZ'ün insanı en hassas yerinden yakalayan o şahane cümlelerinin arasında kaybolmak, dağılmak, ağlamak ve belkide tekrar toparlanmak için okunası güzel bir kitap
ünal girgin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ünal girgin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Eylül 2010 Perşembe
Cezmi ERSÖZ Ölürsem Beni Seninle Ararlar Şimdi
Etiketler:
cezmi ersöz,
ölürsem beni seninle ararlar şimdi,
ünal girgin
11 Temmuz 2010 Pazar
Mehmet Ali KÜRÜN Kan Sıcak Kar Soğuk
Sevgili dostlar Şimdiye kadar hiç şiirlerimi paylaşmadım sizlerle fakat bu şiirimi sevgili yeğenim Ünal GİRGİN'in teşviki ile paylaşıyorum umarım beğenir ve beni bundan sonrası adınada şevklendirirsiniz.
Evet şiirim:
KAN SICAK KAR SOĞUK
Yıl Bin dokuz yüz yetmiş dokuz
Aralık yirmi sekiz
Dışarda kar
Bir Çığlık!
Evde sevinç
Bekliyor dışarda koç
Kar ağzını açmış bekliyor
Kan
Kan sıcak kar soğuk
İyi geliyor ikisi de birbirine
Ninem kapıda bekliyor
Önce kız diyor Babam
Sonra diyor erkek
Benim oğlum var
Kolum kanadım var
Benim de artık bir dağım var
Nereden bilsin o dağ çok karlı
Unuttu mu acaba ?
Karlı bir günde geldiğimi dünyaya
Bitmeyen bir şiirdir yaşam
Bu şiirde bitmiyor aslında
Ama; kimse bilmeyecek gerisini...
Mehmet Ali KÜRÜN
Evet şiirim:
KAN SICAK KAR SOĞUK
Yıl Bin dokuz yüz yetmiş dokuz
Aralık yirmi sekiz
Dışarda kar
Bir Çığlık!
Evde sevinç
Bekliyor dışarda koç
Kar ağzını açmış bekliyor
Kan
Kan sıcak kar soğuk
İyi geliyor ikisi de birbirine
Ninem kapıda bekliyor
Önce kız diyor Babam
Sonra diyor erkek
Benim oğlum var
Kolum kanadım var
Benim de artık bir dağım var
Nereden bilsin o dağ çok karlı
Unuttu mu acaba ?
Karlı bir günde geldiğimi dünyaya
Bitmeyen bir şiirdir yaşam
Bu şiirde bitmiyor aslında
Ama; kimse bilmeyecek gerisini...
Mehmet Ali KÜRÜN
25 Mayıs 2010 Salı
Bülent Akyürek Kadınlar Üzerine Ahmet Abi'nin Gözünden Kaçanlar
Konumuz kadın olunca sevgi yada günümüzün içi boşaltılmış yüce kelimesi olan aşk ile başlayalım istedim. Aşk değil mi? Erkeğin yalnızlıktan kurtulmak için yürüdüğü yolda yapayalnızlığıdır aslında. Kadının istediklerini karşılamak için kan ter içinde koşturup baş kaldıran organını susturma gayesi ile çırpınırken bulduğu şeytani hiledir" diyor Bülent Akyürek yada " aşk başka bir vücutta kendini sevmektir" biz kendimizi sevelim ki önce ,aşık olabilelim bir başkasına
aşık olduk ilişkimiz nasıl ilerliyor. Ahmet abiye soralım mı? birde evet başka bir vücutta kendimizi sevince onda ortak noktalar arama ihtiyacı hissediyoruz sonra yada kendimizden ödün vererek ortaklaşmak istiyoruz vee devam ediyor Bülent Akyürek diyor ki; Bülent "senin iyi bir adam olman kadının kötülüğünden kaynaklanıyordur ayrıca " cennetin biricik anahtarı bu dünyada kadınların şerrinden kurtulmaksa cennetin kadınlarla dolu olmasını ikinci bir sınav olarak mı algılamak gerek " kadınlar şer mi şeytan mı bunlar kitapta gizli arkadaşlar.Sivri dilli, asi,manyakça yürekli ,ciddi ciddi okurken kitabı kahkahayı patlattıran ve herkesin size bakmasını sağlayan onun yazmadaki rahatlığının okuyana da sirayet etmesi ile amaaan baksınlar gülcem valla (gülücük)dedirttiği sevgili abimiz Bülent Akyürek daha neler demiyor ki arkadaşlar sevgili kadınlara . Şu iki cümle ile bitirmek istiyorum "kadını var edende hiçleyende erkek gözleridir" ve " aşkını bir erkeğe veremeyen bir kadın herkesin o…….u olma yolunda adım adım ilerliyordur"
Ünal GİRGİN
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
