30 Ocak 2010 Cumartesi

Katre-i Matem İskender Pala


                                                             KATRE-İ MATEM


Kitaplara göre bir sır olmalıydı aşk asla paylaşılmayan bir sır. Leyla’nın ölüm haberini alan Mecnun yolunu şaşırmış, oradan oraya koşup giderken “ Leyla öldü deyiverdi “ Mecnun bu kara haber üzerine durdu ve ellerini açıp şükür etti

“Hamdolsun Allahıma”

Bu sefer adam çok öfkelenip bağırdı aklı ve hayatı darmadağın olmuş zavallı hem onun için yanar hem de neden böyle söylersin.

Ben o ay yüzlüden bir fayda edemedim bari başkaları da edemesin.

&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&

Vakti ile Selçuklu sultanları döneminde Yunus adında bir derviş yaşarmış dervişleri bilirsin hani bir mürşid gözetiminde olgunlaşma çabası güden adamlardır. Kibirsiz , garezsiz ihtirassız kendi iç dünyalarını zenginleştirmek üzere dünya nimetlerinden uzaklaşırlar. Zengin iken fakir gibi sultan iken kul gibi yaşamayı tercih ederler. İşte bu Yunus kendi mürşidi tapduk Emre’nin kapısına kırk yıl kuru odun taşımış. Hiçbir gün eğri odun getirmemiş tekkeye çünkü o eşikten içeriye girecek şey – odun bile- olsa eğri olsun istemezmiş. Kırk yıl boyunca hiçbir dal koparmadan hiçbir ağaç kesmeden kuru odunlar toplamış dağlardan kalem kadar düzgün kuru odunlar. Yunusun piri , dervişlerine, “ haydi gidin kırklardan çiçek toplayıp getirin demiş” bütün dervişler koşmuşlar çiçek toplamaya papatyalardan, nergislerden, çiğdemlerden, sümbüllerden demet demet ıtır derlemişler. Tomar tomar renk devşirmişler. Herkes en güzel çiçekleri ben toplayayım da mürşidin gözüne gireyim istermiş gün inerken yunus eli boş dönmüş tekkeye dervişler alay etmişler onunla çiçek bulamayan zavallı sünepe bir derviş demişler. Oysa şeyhi sorunca şöyle cevaplamış yunus “ efendim hangi çiçeği koparmak için el uzattıysam çiçeği Allah’ı zikrederken buldum ve hiçbir çiçeği koparamadım.

Diyor kahramanlarımızdan birisi ve ekliyor “işte bu yüzden bizde çiçekler fazla koparılmaz bu yüzden saksı adetimizde vardır da vazo adetimiz yoktur bizim”

Katre-i matem sürükleyici gerçekten başlandığı gibi bitirilmesi gereken mükemmel bir kitap .Yukarda kitapta geçen güzel kısımlardan ikisini aldım kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Ayrıca kitabı okurken Muhayyelat, Amak-ı Hayal ve güvercin gerdanlığı isimli kitapları okurken aldığım keyfi hissettim .

Bir sır olmalıydı Aşk!

                                                                                                      Mehmet Ali KÜRÜN

28 Ocak 2010 Perşembe

Mehmet Ali KÜRÜN İstanbul'a usul usul kar yağıyordu,yağmur beklerken

İSTANBUL’A USUL USUL KAR YAĞIYORDU, YAĞMUR BEKLERKEN


Ben gizli bir hazineydim bilinmeyi istedim ;diyor yüce yaradan. Bu sözü düşünürken gecenin dört buçuğunda benimde aklıma geldi, ben gizli bir viraneydim bilinmeyi istedim, diye geçti aklımdan. Paylaşma ihtiyacı hüznü, sevinci, mutluluğu, acıyı, kederi, hayalleri. Peki neden paylaşma ihtiyacı duyar insan, acizdir çünkü zayıftır, yalnızdır evet yalnız gelmiştir dünyaya adem’de yalnız gelmemiş miydi dünyaya ve hediye olarak Havva verilmemiş miydi yalnızlığına. Debelenip dururken yatakta çıldırasıya uyumak isterken, düşünceler sarmıştı kafatasımı, kalbime ağır bir taş koymuşlarda mengeneye almışlardı sanki şekil vermek istercesine, dışarıda hafiften kar yağmaya devam ediyordu halbuki hafif yağmurlu diyordu meteoroloji tutturamamıştı yine eee Yaradan’ın işine karışılmaz. O kar derse kar yağmur derse yağmur peki ben ne kadar tutturabildim hayatımdaki olmasını istediklerimi yada sen .Evet sen sen arkadaş sen kaç kere sorabildin bu soruyu kendine çok defa değil mi.Tanıyor musun kendini.Viraneliğini paylaşmak istedin mi yada bir kale gibi sağlamlığını, yoksa Alamut kalesi gibi ulaşılmaz ,korunaklı ve sisli misin tanınmayı istemeyerek.Alamut gibi bir kalede olsan yahut yıkık virane, bilinmeyi isteyebilir misin her şeyinle .Evet ben bu gece gecenin bu karlı dört buçuğunda ben bir virane miyim yoksa Alamut Kalesi mi ,yoksa bir fedaimi yada aciz bir kul mu soruları içerisinde debelenip dururken yatağımda .Sen ne yapmaktasın gecelerde, hangi yalnızlığa kanat çırpmakta hangi faydasız iş peşindesin.Zaman denen o sınırlı ‘şey’ i nasıl kullanmaktasın .Arapçada ‘şey’ bilinmezler için kullanılırmış ve batıya xay şeklinde geçmiş ve zamanla x olarak kullanılmaya başlanmış ve denklemlerdeki bilinmeyen x olmuş zamanla.Evet neden mi bu bilgiyi verdim çünkü zaman koca bir X yani şey ne geçmiş ne gelecek hepsi X.Bilinmeyenlerin içinde sürüklenip giderken sen uyuya dur sorgulama, sorma görevlerini hatırlama ve hatta Yaradan’a verdiğin sözü de unut Kâlû Belâda.Kitap okumayı boş zaman işi olarak gör face’te kaç arkadaşın olmuş onunla ilgilen .Evet ben bir viraneyim ama elbet bir gün bir Anka kuşu gibi kendimi küllerimden onarabilirim, kendimi küllerimden yaratamasam da.Peki sen nesin sen kimsin hadi lütfen sor bu soruyu kendine cevap ver kendine sonrada ne yap biliyor musun ben buyum diye kendini tanıttığın kişileri ara ve özür dile aslında ben buydum ama seni kandırdım de .Yada dur sen önce kendinden özür dile kendini kandırdığın için ondan sonra nemi yap kendin ol lütfen kendin ol ve hiçbir günün muhasebesini yapmadan yumma gözlerini günlük ölümüne .Elbet gelecek gerçek ölüm ve dayanacak kapına ÖLMEK ne büyük rahmet değil mi.Ne diyor Üstad Necip Fazıl :

Ölüm güzel şeydir, budur perde ardından haber
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber

Evet ölüm var ve biz bu haldeyiz ya ölüm olmasaydı ne olurdu halimiz bir düşünsenize .Karların hafif hafif düşüşüyle beynimden yüreğime oradan da dizelere dökülen bu cümleleri paylaşmak istedim sizlerle siz karar verin bir virane miyim yada Alamut gibi bir kalemi.Yılmaz Erdoğan’ın bir şiiri geldi aklıma Ankara ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu ve belirli bir saatten sonra dışarı çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.Ne güzel bir ifade değil mi şair olmak böyle bir şey.Bende bir mesajla son vereyim sözlerime

İstanbul’a usul usul kar yağıyordu meteoroloji uzmanlarının yağmur yağacak demesine rağmen .Ve günün muhasebesini yapmadan uyumayın diyordu Mehmet Ali :

Sevgiyle kalın ve kitap okuyanlara yeter kafayı yiyeceksin demeyin lütfen kitap okumayla kafayı yiyen görmedim ama okumayarak yiyen gördüm. Mesaj iki oldu ama olsun  hoşgörün saat sabahın beşi
                                                                                         

                                                                                          Mehmet Ali KÜRÜN



20 Ocak 2010 Çarşamba

Mehmet Ali KÜRÜN AYNADAKİ SEN


Şu hayatta tek başına inzivada kalarak,sadece kendi sesinin yankısını duyarak,Hakikati kaşfedemezsin.Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.


Elif şafak aşk adlı kitabında Şems Tebrizi’nin kurallarından bahsediyor ve yedinci kuralın yukarda giriş yaptığım kural olduğunu söylüyor.Aslında amacım kitabı değerlendirmek değil,değerlendirmeyi yada sizlerle paylaşmayı düşündüğüm bir kitapta değil sadece ve sadece okurken fark ettim ,bu kuralın bende yarattığı etkiyi.Kalakaldım öylece cümlelerin üzerinde beni bu kelimelere mıh gibi çakan neydi. Enaniyet mi?Güç mü?Yalnız olduğumu düşünmem mi?Etrafımdaki insanların içinde bulundukları durumla uyuşamamam mı? Daha çoğaltabileceğim bunca soru geçti beynimden ,kısa bir düşünce fırtınası ve her fırtına sonrası olduğu gibi hafif bir dinginlik. Sonrası kağıt kaleme sarılış .Bir farkla bu sefer paylaşma ihtiyacı ‘kural gereği’ Şems’in kuralı gereği tabi aynada kendini görme ihtiyacı ama kiminle ve nerde?Tekrar aynı sorular. Aslında zamanımız ve içinde aynı havayı tenefüs ettiğimiz insaları düşündğümde yalnızlığın daha çok şey kattığını düşünüyorum.Ayna bulmakta zorlanış da diyebiliriz buna .Evet evet aslında aynalar çok etrafta fakat hani şu lunaparklarda olur ya bedeninizi olduğundan büyük veya küçük gösteren yada daha muntazam çoğu zaman bu aynaların içindeyizdir aslında ve bir türlü kendimizi göremeyiz .Gören sensin ama gördüğün sen değil .Aslında o kadar çok şey anlatmak ,paylaşmak istiyorum ki ama ya yanlış yere bakıyorsam ,ya baktığım ayna bende başka vehimlere yol açarsa.Risk almalı değimli insan? Bilgisayar oyunlarının fır döndüğü,msn aşklarının popüler olduğu ,aşk-ı memnuların memnu olması gerektiği şu zamanda sen kalkmış neden bahsediyorsun a dost derse biriniz bana .

Ayna ayna söyle bana benden yalnız var mı şu dünyada.

Evet ayna ayna benden güçlü var mı şu dünyada

Aslında boş ver ayna benden başka aşık var mı sen ondan haber ver

                                                                                    Mehmet Ali KÜRÜN

17 Ocak 2010 Pazar

SEMERKANT Amin Maalouf


Kitaplarda bir efsane dolaşır.İçinde bulunduğumuz bin yılın başına her biri dünyaya kendince damga vurmuş üç İranlı arkadaştan söz eder bu efsane: Dünyayı gözlemleyen Ömer Hayam, o dünyayı yöneten Nizamülmülk ve aynı dünyaya dehşet saçan Hasan Sabah.

Evet kitap dostları fırtına gibi başlayan fakat zamanla yerini bir esintiye bırakan bir kitap SEMERKANT.İlk aşamada uyandırdığı ilgi ve sürükleyicilik kitabın sonlarına doğru pek kalmıyor,beklide ilk bölümlerin verdiği heyecandan dolayı diğer bölüme haksızlık ediyor olabilirim ama kesinlikle ve dürüstçe şunu belirtmeliyim ki keyifli ,heyecan verici güzel okunası bir kitap.Kitapta ilgimi çeken bölümlerden aşağıya sunmak istedim belki ilginizi çeker ve sizleri bu kitabı okumaya sürükler ne dersiniz.

Her gün biri çıkar ,başlar,benim ben demeye,

Altınları, gümüşleriyle övünmeye.

Tam işleri dilediği düzene girer,

Ecel çıkıverir pusudan: Benim ben diye
 
                                               Hayyam

Bir ilişkinin başlangıç dönemlerinde hassas sorunlardan kaçılır genellikle,bin bir itinayla henüz kurulan o kırılgan yapının yıkılacağından korkulur,ama bana sorarsan seninle bu kadın arasında derin,temelden bir fark var.Hayata bakışınız aynı değil.(ne güzel bir özetleme değimli ve gerçek her çağda gerçek)

Sevgilinin yanında yapayalnızdın Hayyam!

Şimdi sığınabilirsin ona ,artık gitti madem.


Hayam için yaşam çok farklıydı,ilmin zevkine ve zevkinde ilmine varmaktı.


Bir işin başarılı olması için ,kadınların dediğinin aksi yapınız. :) ben demiyorum Nizamülmülk diyor :)


Bizde erkekler savaşır ama onlara kiminle savaşacaklarını kadınlar söyler.Bunu kim mi?söylüyor .Okuyun kitabı öğrenin :)

Hiçbir sultan benim kadar mutlu hiçbir dilenci benim kadar mutsuz değil

                                                                                               Hayyam

Bu güzel ifadelerden çok daha güzellerini bulacağınıza emin olabilirsiniz.

Nişaburda başlayan Tıtanıc’in batışıyla biten bir serüven

13 Ocak 2010 Çarşamba

Mevlana Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun Etme

Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun Etme





Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme

Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme


Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı

Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme


Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru

Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme

12 Ocak 2010 Salı

BAB-I ESRAR AHMET ÜMİT


SEVGİLİ KİTAP DOSTLARI UZUN ZAMANDAN BERİ SİZLERLE PAYLAŞMAYI DÜŞÜNDÜĞÜM BİR KİTAP PEKİ PAYLAŞIMIMI GECİKTİREN NEYDİ DİYE DÜŞÜNEBİLİRSİNİZ.NE Mİ?SEVGİLİ KİTAP DOSTLARI GARİP BİR ÖN YARGI BU KİTABI OKUMAKTAN KAÇINDIM? NEDENMİ MEVLANA VE ŞEMSİ ANLATAN BİR KİTAP OLARAK DÜŞÜNDÜM SADECE .ELİF ŞAFAK'IN AŞK ADLI KİTABI İLE BU KONUN POPÜLER BİR HALE GETİRİLMESİ BENİ RAHATSI ETTİ.BELKİDE ŞEMS TEBRİZİNİN MAKALAT ADLI ESERİNİ OKUMUŞ OLMAM PINAR DURURKEN NEDEN KAYNAKLARDAN SU İÇEYİM DÜŞÜNCESİNİ OLUŞTURDU.SAİDE KUDS'UN KİMYA HATUN ADLI KİTABINIDA OKUMAMIN BENİ BU DÜŞÜNCEYE İTMESİNDE ELBETTE ETKİSİ VAR.EN KISA ZAMANDA ZİKRETTİĞİM KİTAPLARIDA SİZLERLE PAYLAŞACAĞIM.EMİNİM SİZLERE İLGİNÇ GELEN BİŞEY OLDU EVET ÖN YARGILI OLDUĞUM BİR KİTABI PINARIN MERKEZİ OLARAK GÖRDÜĞÜM KİTAPLARDAN DAHA ÖNCE PAYLAŞIYOR OLMAM. HAKLISINIZ AMA BAB-I ESRAR'I OKUDUĞUNUZDA BANA HAK VERECEKSİNİZ SİZİ İÇİNE ALIP GÖTÜREN SÜRÜKLEYEN BİR KİTAP .EVET ÖN YARGILAR NE ÇOK ŞEYİ KAYBETTİREBİLİR İNSANA. EVET BEN YORUMLARIMI DAHA FAZLA UZATMADAN KİTAPTAN KISA KISA BÖLÜMLER AKTARAYIM SİZE BELKİ İLGİNİZİ ÇEKER.

TANRI MERHAMETTENDE,ŞEFKATTENDE DAHA BÜYÜKTÜR.TABİ, ŞİDDET VE CEZADAN DA.ON DA HEPSİ VARDIR, ONDA HEPSİ BİRDİR.BİR OLMAK DEMEK ÇOK OLANI BİR GÖRÜNÜMDE TOPLAMAK DEMEKTİR.

HAKİKATİ ÖĞRENMEN İÇİN SÖZE DEĞİL,YAŞAMAYA İHTİYAÇ VARDIR

ŞEYH İNANAN DEĞİL İNANDIRANDIR,ŞEYH ANLATAN DEĞİL,GÖSTERENDİR,ÖĞRETEN DEĞİL,PERDEYİ KALDIRANDIR.

AŞK HERŞEYİNİ ONA ADAMAK DEMEKTİ.AŞK YAŞARKEN ÖLMEK DEMEKTİ

11 Ocak 2010 Pazartesi

Sen- Nazim Hikmet


En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
en güzel günlerimin bu üç mel'un adamını
yer yer tırnaklarımla kazıdım
hatıralarımın camını..
En güzel günlerimin
üç mel'un adamı var:
Biri sensin,
biri o,
biri ötekisi..
Düşmanımdır ikisi..
Sana gelince...
Yazıyorsun..
Okuyorum..
Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
insanın
bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
Ne yazık!..
Ne kadar
beraber geçmiş günlerimiz var;
senin
ve benim
en güzel günlerimiz..
Kalbimin kanıyla götüreceğimebediyeteben o günleri..
Sana gelince,
sen o günleri -
kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satanbir ana gibi satıyorsun!.
Satıyorsun:
günde on kaat,
bir çift rugan pabuç,
sıcak bir döşek
ve üç yüz papellik rahatiçin...
En güzel günleriminüç mel'un adamı var:
Biri sensin,
Biri o,
biri ötekisi...
Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
Sana gelince...
Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüssün...
Ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
Artık seninle biz,
düşman bile değiliz..

Hakkım Haram Bahtım Açık olsun Adnan Aktepe


Hakkım haram, bahtım açık olsun...
Dört duvarın gözlerini kandıramazsın,
Çelik duvarlar ördün yıkamazsın,
Sokaklar ağlıyor susturamazsın,
Hakkım haram, bahtım açık olsun...

Gözlerin kapanınca rahat uyuyamazsın,
Yalanını O'na anlatamazsın,
Bir daha yemin edemezsin,
Hakkım haram, bahtım açık olsun...

Maşuğu bulsan aşığı bulamazsın,
Aşığı bulsan maşuğu bulamazsın,
Bir sevda masalında hayal olamazsın,
Hakkım haram, bahtım açıkolsun...

Kandıramazsın,
Yıkamazsın,
Susturamazsın,
Uyuyamazsın,
Anlatamazsın,
Edemezsin,
Bulamazsın,
Olamazsın,
Hakkım haram, bahtım açık olsun...
Adnan AKTEPE25.07.2009

Kardeşim bu şiiriyle yüreğimden geçenleri anlatmış.Aslında kendi zehrini akıtırken benim yüreğimide eline alıp şöyle bi sıkmış diyelim
Kardeşim bahtın açık olsun. Birtanesin sen.
HAKKIMIZ HERKEZE HELAL OLSUN diyelim biz yinede.Eyvallah




Birazda şiir Adnan Aktepe

Bir Hüznün Ortasında

Bir hüznün ortasında
Uyandığımda,
Görürken gözlerim
Ve işitirken kulaklarım,
Karşılaştığımda hocamla,
Adam gibi bir adamla,
Babamdan sonra...

Ağladığımda,
Ve yalnızlığımda
Bitecekken dertlerimiz,

Ve yalvardığımda Rabbime,
Şükrettiğimizde kaderimize,

Mekanlar ayrı da olsa,
Yürekler bir olmuşken,
Yanmışken,
Küller kar olmuş yağarken...

Dertlere şükrederken,
Ve yanarken dertsiz hayata...

Kitaplara sığınmışken,
Alimleri konuşurken,
Aynı ateşte ısınıp
Kül olurken
Aynı ateşin sıcaklığında,

Bir Mehmet ile yoldaş olmuşken,
Bir Ali ile,
Bir kadere sırdaş olmuşken
Bir gülüp bir ağlarken...

Feryadımız dağlara düşmüş hocam.
Aladağlara,
Karatepeye,
Erciyese,
Gelinlerin eteklerine,
Köyümün dertli yollarına,
Ve umut yolcularının çayına, çorbasına,
Tiryakilerin sigalarına,
Ve anaların ağıtlarına...

Ruhun şad olsun ey dedemin vefalı ruhu,
Adamlar ölmedi,
Ölmeyecek bir hüznün ortasında.
-- Adnan Aktepe
www.adnanaktepe.blogspot.com www.siirler-im.blogspot.com

Benim kıymetli öğrencim ve biricik kardeşim Adnan Aktepenin benim için yazmış olduğu şiiri sizlerle paylaşmak istedim.Dünün öğrencisi bugünün akedemisyeni ,hocası ,sevgili dostum yüreğine sağlık yeni şiirlerini bekliyorum.Mutlulukların daim olsun

Nazan Bekiroğlu La sonsuzluk hecesi


Öyle bir çığlıkla attı ki ,kendini Âdem uykusundan, gerçekte çığlık atıp atmadığını bile bilmedi. Ama iki uyku arasında rüyasının bölündüğü gün gibi gerçekti.

Ve başına bir şey gelmiş gibiydi.

O zamansızlık zamanında, cennet ırmağının kıyısında Âdem onunla göz göze geldi.

Kuşları, tüyleri ürkütmekten korkarcasına elini uzattı yavaşça.

Parmaklarının ucundan dökülen yaseminleri gösterdi.

İçine dolan ses ve ışığa, sevince sarmaşığa, usulca, sen kimsin, dedi.

Bildiğini bir kez daha bilmek, kelimesini bir de ondan duymak istedi.

Ben kadınım, dedi Havva, ama bu benim sıfatım.

Adımı henüz bilmiyorum.


Sonra döndü Âdem'e, aklına bir şey gelmişti.


Sesi, bengisular gibiydi.


Bana, dedi, bir isim ver, varlığım olsun.


Durdu, aklından yeni bir şey geçti.


Bana, dedi, sen isim ver, varlığım senin olsun.


Bana öyle bir isim ver ki senin adının yanında dursun.


Seni anan beni de ansın.


Seni hatırlayan beni hatırlamadan olmasın.


Bir "ile" koy aramıza bizi birbirimize bağlasın.



Naza Bekiroğlu. Nesin sen kadın ,sen kadınsan diğerleri ne onlar kadınsa sen nesin.Allahım ne dehşet ifadeler bunlar.Ben yazdığın bu sözler üzerine ne diyorum biliyormusun ? Artık Havvalar yok .Hayranım sana. Hatta aşığım bir sen daha varmı?Varsada bana yarmı?

Kerem ile Aslı Sadık Yalsızuçanlar


KEREM İLE ASLI HİKÂYESi: Kerem, Isfahan Şahının oğludur. Şahın hazinedarlığını yapanErmeni Keşişinin kızı Aslı ile Kerem birbirlerini severler. Şah Keşişten kızı oğluna ister. Keşiş,bir müslümana kız vermek istemez. Fakat hükümdarın isteğini reddemez; bir mühlet isterve bu mühletin içinde gizlice memleketten kaçar.Kerem de Aslı'nın peşinden yola düşer. İşte, Kerem'in sevdiği kızın ardınca bütün Anadolu'yubaştan başa gezmesi böylece başlar. Kerem artık yanında sadık arkadaşı Sofu (Kerem'indilinden: Sofu Kardeş), omuzunda sazı ile bir "Âşık" olmuştur. Her gittiği yerde, her rasladığınasazıyla ve yanık türküleriyle, Aslı'nın izini sorar, ona haber verenler de olur, vermeyenlerde... Bazı defa nehirlere, dağlara, kayalara, dağlardaki hayvanlara derdini döker; yolunubağlayan karlı, boranlı bellerden yol ister. Onun önüne çıkan engeller, bir defa inkisarına uğradılarmı iflah olmazlar. Kerem aşk ateşinde pişe pişe kemale erer, keramet sahibi olur. Allahonun her dileğini yerine getirir.Bazı şehirlerde Kerem, Aslı Han'a bir zaman kavuşur. Keşişten habersizce bir müddetbirbirlerine sevgilerini anlatırlar, dertlerini dökerler: Erzincan Bağlarında veKayseri'de olduğu gibi...Sonunda Kerem Aslı'sının peşinden Halep'e varır. Halep Paşasına kendini sevdirir: Paşa,Keşişi tehdit ederek kızını Kerem'e vermeye razı eder. İki sevdalının nikâhları kıyılır. Fakatkötü ruhlu Keşiş onlara son fenalığı yapar: Kızına sihirli bir gerdeklik gömlek giydirir. Bugömlek son düğmesine kadar açılır, tekrar kapanır imiş. Kerem sevdiğinin düğmelerini birtürlü çözemez. Yüreğinden kopup gelen ateşle yanar, kül olur.Kerem'in külleri dağılmasın diye bekleyen Aslı Han'ın saçları, küllerin içinde kalmış bir kıvılcımlatutuşur; iki âşığın ancak külleri birbirine kavuşur.


Ne demişler herşeyin bir zamanı var.

Mevla'nın takdiri erişmeyince sebep de bahane.

Lakin insanoğlu bu sabrında bir sınırı var.


İnsan kaderinden yine kaderine kaçabilir.


insanoğlunun en büyük korkusu unutulmaktır


Her kışın baharı,her gecenin bir neharı vardır


Hocası ilkin besmeleyi öğretti.

Elif ile Lam'ın sevgisini belletti

Bütün bu sevgilerin bu iki harften doğduğunu anlattı


Gibi diyalogların olduğu Sadık Yalsızuçanların kaleminden çıkmış güzel bir kitap arkadaşlarım

AYRICA

Yanık Kerem eder firkatim katı

Keskindir kılıcı,yörüktür atı

O isevi,ben Muhammed ümmeti

Ehl-i İslam olmaz ise neyleyim.


----------------------------------

Yanık Kerem der ki derdim tükenmez

Aslı'mın sevdası serimden gitmez

Binlerce öğüt versen biri kar etmez

Can aslım düştü aklıma ağlarım




Gibi muhteşem dörtlükler sizi bekliyor.

10 Ocak 2010 Pazar

İskender Pala İstanbulda Aşk Babilde Ölüm


Aşka inanmayan okumasın bu kitabı öylemi? Aşk neydi? Aşk emekti .Neyse selvi boylum al yazmalıma bağlamayalım olayı.Edebi değeri olan mükemmel bir kitap arkadaşlar eee yazar kim İskender Pala. Elbette kitabı değerlendirme küstahlığını yapacak değilim .Sadece diyorumki mutlaka okumanız gereken bir eser .Bitmesin ne olur bitmesin yavaşmı okusam ,tana tanemi okusam ,bitiyomu ne lütfen bitme haykırışları ile okunan kitap .Amaaaa her güzel şey gibi bitiyor nemi kalıyor geriyo bir boşluk içinizde ta derinlerde bir yerde bir boşluk sizi ele geçiren tutsak alan ve bir süre mal mal gezmenizi sağlayan bir boşluk.Abarttımmı ? Hayır okuyanlar az bile yazdın diyor eminim .Okumayanlar okuyunca anlayacak.Aşk neydi? Sen hiç aşık oldunmu?Evet yazarken bile o boşluğa tekrar teslim olduğumu hissettim.Aşk bir boşlukmu yoksa?

İhsan oktay anar suskunlar puslu kıtalar atlası amat


İhsan Oktay Anar Türkiye için büyük kazanç hayal gücü yüksek kalemi fantastik dahiyane yazar her kitabı ayrı bir dünya ,ayrı bir heyecan,macera okurken zamanın nasıl geçtiğini anlamayacağınız bir çırpıda bitireceğiniz kitaplar sonramı ? Sonrası şu benim gibi çok öveceksiniz harika diyeceksiniz mutlaka okumalısın diyeceksiniz veeeeee soracak arkadaşınız ne anlatıyor kitapları konusu ne? ve öyle kalacaksınız anlatamayacaksınız ve diceksiniz ki anlatılmaz okunur.


ama ben kısaca birşeyler yazmaya çalışayım sizler için

puslu kıtalar atlasını okurken ürkeceksiniz karakterlerden öyle iyi tasvir edilmişki sanki yanınızda ve siz onu gördünüz .Tünel kazıp bomba yerleştrirken tünel çökecek ve sizde kaçmaya başlayacaksınız :) çokmu abarttım


Amatta nemi olacak okyanuslar aşacak korsanlarla kapışacak şovalyelerle köşe kapmaca oynayacak.Denizcilik terimlerini hiç ilginiz olmadığı halde öğrenmek zorunda kalacaksınız .Dahamı korkacaksınız ,heyecanlanacaksınız .Bu sefer abartmadım Daha da fazlası sizi bekliyor


Evet SUSKUNLAR neyle başlayacak hikaye ve neyle son bulacak .6 parmaklı cüce ürkütecek sizi ama çok uzun sürmeyecek altıncı parmağın hikmetini öğrenmeniz.Makamlar arasında gezintiye çıkacaksınız.Eflatunu tanıyacaksınız

tüm bu kitaplar hakkında daha çok şey yazabilirim sizlere ama devamını siz getirin istiyorum paylaşmanın verdiği mutluluğu beraber yaşayalım

yavuz okay tiryakioğlu


Yavuza aşık bir cariye. Ne yapalir ki nasıl ifade eder aşkını o Yavuz ki aslan titremekte karşısında.Ve yine aynı cihan padişahı Yavuz ilk ve tek karısı olan evveli o ,ahiri o olan Hafsa sultan ile evlidir ve çok sevmektedir biricik karısını.N eyapabilir masum cariye nasıl anlatır aşkını yavuza ve karar verir bir not yazar Yavuza ;
derdi olan neylesin.
Yavuz düşünür taşınır kim yazmıştır bu notu ve cevap verir güzel cariyeye

derdi neyse söylesin
Güzel cariye tekrar yazar ;

korkuyorsa neylesin
Cevap verir Yavuz

hiç korkmasın söylesin

ve güzel cariyeye gün doğar sabah uykusundan uyandırılır ve uykusu açılmamış haliyle o yalın ve göz olan güzelliği ile getirilir Cihan padişahının karşısına.Söyle der padişah derdini
padişahım der cariye padişahım cariyeniz der ve düşer ölür.Doğan günün batan günü olacağını bilirmiydi bilinmez
Yavuz döner yanındaki Hasan Can'a ve derki
Bazen aşk; aşığın maşuğu için ölmesi demek değilmidir.
sonra sonra nemi olur yavuz yazdırır güzel cariyenin hece taşına
öfkemin karşısında aslanlar bile titrerken
beni bir gözleri ahuya zebun etti felek.


Evet kitap dostları daha fazlasımı daha fazlası YAVUZ adlı kitapta saklı .Okunabilir keyifli bir kitap.Paylaşımlarınızı bekliyorum.