22 Şubat 2010 Pazartesi

LİLİ YAR SEZAİ KARAKOÇ


LİLİYAR


Bu kuklaların kukla olmadığı besbelli
Ne söyledilerse tıpıtıpına gerçek besbelli
Altın saçlarını yana atışı yok mu Lilinin
Lilinin yağdan kıl çekercesine inanışı
Lilinin yağdan kıl çekercesine yaşayışı yok mu
Kuklalar titremesin ne yapsın
Adam konuşmasını bilmezse ne yapsın
Kuklaların kukla olmadığı besbelli
Lilinin çekip gideceği besbelli
Lilinin dönüp geleceği besbelli
Ekmek ha bakkalın olmuş ha Cabaret de Paris´nin
Sen herhangi bir ekmek yiyeceksin işte Lili
Ekmek ne kadar Allahınsa Lili de o kadar Allahın Lili
Yüzün ruhun kadar aydınlık ya Lili
Gönlün soğuk sular güzel aynalar gibi ya Lili
Anladın ya kutunun içinden çıkan mendil
Olamaz Üsküdardan geçeriken bulduğun mendil
-Bizi bırakıp nereye gidiyorsun Lili
Demek bizi bırakıp gidiyorsun Lili
Sen daima güzeller güzelini bulursun Lili
Sen istesen de taş yürekli olamazsın
Sen daima güzeller güzeli olursun Lili
Demek gideceksin arkana dönüp bakmayacaksın
Hangi kuş hangi şafakta ölecek görmeyeceksin
Öyleyse al bu kürkü bu veda kürkünü Lili
Tüyleri şiirler olan bu mahcup kürkü
Sen daima Sultanlar Sultanı olursun Lili
Demek sen gidiyorsun Lili
Bizi öpmeden mi gideceksin Lili
Lilinin güneşin altında duruşu yok mu
Perdeleri sıyırıp çirkin adamı burnundan yakalayışı yok mu
Eline bavulunu alışı yollara koyuluşu yok mu
Çirkin adamın güzel adam oluşu yok mu
Yaklaşıp onu saçlarından yakalayışı
Uzaklaşıp yollarda yol oluşu yok mu
Lilinin bir tavşan gibi koşuşu
Keklik gibi dönüp bakışı ve yıldırım gibi koşuşu yok mu
Adam da tam o zaman kapıdan çıkmaz mı dışarı
Lilinin adamın boynuna çocukça ve çılgınca atılışı yok mu

Ben konuşmasını bilmem Lili
                                                                 SEZAİ KARAKOÇ

EVET BEN KONUŞMASINI BİLMEM 'LİLİ YAR' BEN SUSMASINI VE AĞLAMASINI BİLİRİM İÇİN İÇİN VE AH ETMESİNİ.YAZARIM AYRICA ARA SIRA VE OKURUM DELİCESİNE ANLAMAK İÇİN DÜNYAYI VE LİLİYİ.


                                                                                    MEHMET ALİ KÜRÜN

18 Şubat 2010 Perşembe

ÜSTAD NECİP FAZIL KISAKÜREK

AYNADAKİ HALİME
Akmayan yaşlarla sıcacık yüzün;
Yavrum,bugün seni pek ölgün gördüm                                                 
Gözünde bir küçük noktadır hüzün,
Neşeni ne bugün, ne de dün gördüm.
Eğri dallar gibi halsiz, yorgunsun,
Birikmiş sulardan daha durgunsun,
Görünmez bıçakla içten vurgunsun,
Seni öz yurdunda bir sürgün gördüm.
Geçti bir cenaze peşinde ömrüm;
Bilemem, vardığın neresi, bugün?
Her gün yürüdüğün kadar yürüdün,
Arkasından kendi ölünün; gördüm.

                          Necip Fazıl Kısakürek

15 Şubat 2010 Pazartesi

MEŞA SELİMOVİÇ DERVİŞ VE ÖLÜM


Benim bulacağım dil, ne daha iyi, ne daha geniş ifade imkanlarına sahip, ne de daha zengin ve zarif olacaktı.Ben elime ve gönlüme öyle uygun bir dil bulmalıydım ki o,içimde kopan fırtınaları ifade edebilecek kapasitede olsun.Ne aradığımı tam olarak bilemiyordum, yalnız nasıl bir dil olması gerektiğini seziyordum .Bulduğum zaman ne aradığımı tam olarak bilecektim, diyor Meşa Selimoviç Derviş ve Ölümün önsüzünde ve devam ediyor


Şimdi ben neyim? Ödlek bir kardeş mi, yoksa inançsız bir derviş miyim? İnsanlara olan sevgimi mi yitirdim , yoksa inancım mı zayıfladı?İnsan şeklini mi, inancını mı ,yoksa ikisini birden mi yitirdim ben?

Ve bu sorgularla kilitliyor beni Derviş ve Ölüme.

Kardeşini kaybettikten sonra yaşamış olduğu iç çelişki ve karmaşıklığı bir nebze olsun anlatabilmek için kaleme alınan bir yaşam öyküsü.Bazen cümlelerin çok uzadığını gereksiz ayrıntılara girildiğini düşündürse de bir bütün olarak değerlendirildiğinde okunması gereken bir kitap olarak bakabiliriz

Evet Derviş ve Ölümde Meşa Selimoviç’in ilgi çekici sözcükleri ve yine üzerinde düşünülmesi gereken felsefi cümleleri var.Bunlardan bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yaşım kırk.İnsan ömrünün en kötü çağı bu.Arzulayabilmek için henüz genç,arzuladıklarımızı gerçekleştirebilmek için ise yaşlanmış sayılırız.

Otuz yaş gençliği hiçbir şeyden hatta kendinden bile korkmayan bir gençliktir.

İnsan demek değişim demektir.Kötülük belirdiğinde ,vicdanın sesini dinlemez olur..


(Bu söz üzerine yazmış olduğum bir yazıyı en kısa zamanda sizlerle paylaşmak istiyorum sevgili kitap dostları)

İnsan hiçbir vakit emin olduğunu ve geçmiş olan bir şeyin öldüğünü düşünmemelidir.*

Hiçbir şey söylenmiş olmasa bile kadınlar ,kendilerine aşık olanları anlarlar.

Doğumda ebe ne kadar gerekliyse karar verirken de bir dostun yakınlığı o kadar gereklidir

Ve beklide kitabın beni en etkileyen ve üzerinde düşündüren cümlelerini paylaşmak istiyorum


İnsan ağaç değildir.İnsanın mutsuzluğu bağlılıktır.Bağlılık insanın cesaretini yok eder, kendine güvenini azaltır.Bir yere bağlanmakla insan ,uygun olmayanlar dahil ,bütün şartları kabul etmiş ve kendisini bekleyen belirsizlikle kendi kendini korkutmuş olur.Değişiklik ona terk etmek elde ettiklerini yitirmek gibi görünür .İşgal ettiği yerlere gelip başkasının yerleşeceğini kendisinin de her şeye yeniden başlamak zorunda kalacağını sanır.Aynı yerde kaldıkça ya katlanır,ya saldırır.


AMA NEREYE NASIL GİDEBİLİR İNSAN .


EVET BENDE ŞİMDİ SİZLERE SORUYORUM NEREYE NASIL GİDEBİLİR İNSAN..

                                                                                      Mehmet Ali KÜRÜN

11 Şubat 2010 Perşembe

ESRA ELÖNÜ-GUZEL BİR YAZI


                           Seni cihadla aldım chat'le boşuyorum mücahidem

Bu sitelerin islamla hiçbir alakası yok! Bir tıkla evlendim, boş ol butonunu üç kez tıklar kurtulurum komedisine benzer bir oyun alanı bu site dediğiniz derme çatma yeşil sahalar!
                                                                                                  Rumuz: Yeşil puding.
_ ilk chatleşmemizi hatırlıyor musun rumuz ebabil tüyü.
_ Hatırlıyorum rumuz kurşunsuz yürek
_ Klavyemin tuşları Allah’ı zikrediyordu ve ben aşka geliyordum.
_ Hatırlamaz mıyım fazla yüklenmeden bilgisayar çökmüştü.
Feride, yeşil puding kıvamına gelmiş adamların chatte ihlaslı fıstık arayışına ve bu arayışı cihat adı altında yeşillendirerek aşk harbine dönüştürmelerine başına da italik Arapçayla “İslami”sini kondurmalarına şaşırıyordu.
Bu kimliksiz romantizmin çamurunu tebliğ standartlarına eriştirmiş yürek insanlarının(!) üçüncü sınıf çiğ arabesk rumuzlarla aşkın damarına intikal edişlerine tav olup av olmadıklarını zanneden saf kızlara bakıyordu feride.
İslama erişim hizmeti için 1’i değil birini tuşlayın edebiyatını üstlenecek çok yağız evli sazanlar olacağı için, açıkta kalacak nice kadrolu ihanete uğrayan kadınların ölen onurlarını da mahallenin imamına yıkatır bu sanal cenazeyi kaldırırsınız.
Bu sitelerin islamla hiçbir alakası yok! Bir tıkla evlendim, boş ol butonunu üç kez tıklar kurtulurum komedisine benzer bir oyun alanı bu site dediğiniz derme çatma yeşil sahalar! Dünya ahiret bacımsın rumuzunun altında yatan, sanal aşk teneffüsü, saf kızlar tarafından din dersi zili olarak algılansa da bu sitelerin içine din cilası çekmek İslami değer yargılarının boynunu vurmak demektir.
Anlayacağınız zinayı engellemek için tarafların cinsiyetlerini örtmek daha vurgulu bir komediye dönüşür ki bu durumda yine iki tarafın kalp gözlerinin açık olması gerekir, metafizik palazlanma sırasında nice sakatlıklar çıkabilir sanal alemin Ayşe’si gerçek alemin Ali’si olabilir ihtimalini de gözünüze sokmak gerekir ki o kadarına karışmak ta bu çok özel birlikteliğe(!) beni maydanoz kılar, benim ki ormanda kaybolmanızı engellemek adına küçük yeşil vurgu olmaktan öteye geçmez diyordu feride!
Yani “izdivacınızın sanalına talibim” modunun sonuçlarına katlanacaksanız işte site işte rumuz! Yok efendim biz dini literatürü bilmek istiyoruz deyip saf damgayı alnınızın ortasına yiyecekseniz, “ mücahitlik oturum açmakla olur” diye bağıran adamların ihlas pıtırcığıyız diyecekseniz islama bir şey olmaz reseti siz yersiniz.
                                                                                                                       Esra ELÖNÜ

3 Şubat 2010 Çarşamba

William Shakespeare sonelerden bir sone benden size

23. SONE

Bir acemi oyuncu nasıl beceriksizse

Sahnede korkusundan donakalmış dururken

Nasıl fazla duyguya kapılınca bir kimse

Zayıflarsa yüreği gücünden kudurken,

Benim de bu korkuyla guvensizlikten işte

Sevgi törenindeki duam aklımdan çıkmış,

Sevgimin gücü beni paramparça etmiş de

Aşkın bütün yükünü omuzlarıma yıkmış.

Öyleyse kitaplarım söylesin güzel sözler,

Sussun dilli gönlümün dilsiz laf ebeleri,

Onlar sevgi dilenir, ama bir çıkar bekler;

Gönlün sözü, bollukta hepsinden çok ileri.


Sessiz aşk ne yazmışsa onu oku ve öğren,

Aşkın ince aklıdır gözlerle duyup bilen...

28 Ocak 2010 Perşembe

Mehmet Ali KÜRÜN İstanbul'a usul usul kar yağıyordu,yağmur beklerken

İSTANBUL’A USUL USUL KAR YAĞIYORDU, YAĞMUR BEKLERKEN


Ben gizli bir hazineydim bilinmeyi istedim ;diyor yüce yaradan. Bu sözü düşünürken gecenin dört buçuğunda benimde aklıma geldi, ben gizli bir viraneydim bilinmeyi istedim, diye geçti aklımdan. Paylaşma ihtiyacı hüznü, sevinci, mutluluğu, acıyı, kederi, hayalleri. Peki neden paylaşma ihtiyacı duyar insan, acizdir çünkü zayıftır, yalnızdır evet yalnız gelmiştir dünyaya adem’de yalnız gelmemiş miydi dünyaya ve hediye olarak Havva verilmemiş miydi yalnızlığına. Debelenip dururken yatakta çıldırasıya uyumak isterken, düşünceler sarmıştı kafatasımı, kalbime ağır bir taş koymuşlarda mengeneye almışlardı sanki şekil vermek istercesine, dışarıda hafiften kar yağmaya devam ediyordu halbuki hafif yağmurlu diyordu meteoroloji tutturamamıştı yine eee Yaradan’ın işine karışılmaz. O kar derse kar yağmur derse yağmur peki ben ne kadar tutturabildim hayatımdaki olmasını istediklerimi yada sen .Evet sen sen arkadaş sen kaç kere sorabildin bu soruyu kendine çok defa değil mi.Tanıyor musun kendini.Viraneliğini paylaşmak istedin mi yada bir kale gibi sağlamlığını, yoksa Alamut kalesi gibi ulaşılmaz ,korunaklı ve sisli misin tanınmayı istemeyerek.Alamut gibi bir kalede olsan yahut yıkık virane, bilinmeyi isteyebilir misin her şeyinle .Evet ben bu gece gecenin bu karlı dört buçuğunda ben bir virane miyim yoksa Alamut Kalesi mi ,yoksa bir fedaimi yada aciz bir kul mu soruları içerisinde debelenip dururken yatağımda .Sen ne yapmaktasın gecelerde, hangi yalnızlığa kanat çırpmakta hangi faydasız iş peşindesin.Zaman denen o sınırlı ‘şey’ i nasıl kullanmaktasın .Arapçada ‘şey’ bilinmezler için kullanılırmış ve batıya xay şeklinde geçmiş ve zamanla x olarak kullanılmaya başlanmış ve denklemlerdeki bilinmeyen x olmuş zamanla.Evet neden mi bu bilgiyi verdim çünkü zaman koca bir X yani şey ne geçmiş ne gelecek hepsi X.Bilinmeyenlerin içinde sürüklenip giderken sen uyuya dur sorgulama, sorma görevlerini hatırlama ve hatta Yaradan’a verdiğin sözü de unut Kâlû Belâda.Kitap okumayı boş zaman işi olarak gör face’te kaç arkadaşın olmuş onunla ilgilen .Evet ben bir viraneyim ama elbet bir gün bir Anka kuşu gibi kendimi küllerimden onarabilirim, kendimi küllerimden yaratamasam da.Peki sen nesin sen kimsin hadi lütfen sor bu soruyu kendine cevap ver kendine sonrada ne yap biliyor musun ben buyum diye kendini tanıttığın kişileri ara ve özür dile aslında ben buydum ama seni kandırdım de .Yada dur sen önce kendinden özür dile kendini kandırdığın için ondan sonra nemi yap kendin ol lütfen kendin ol ve hiçbir günün muhasebesini yapmadan yumma gözlerini günlük ölümüne .Elbet gelecek gerçek ölüm ve dayanacak kapına ÖLMEK ne büyük rahmet değil mi.Ne diyor Üstad Necip Fazıl :

Ölüm güzel şeydir, budur perde ardından haber
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber

Evet ölüm var ve biz bu haldeyiz ya ölüm olmasaydı ne olurdu halimiz bir düşünsenize .Karların hafif hafif düşüşüyle beynimden yüreğime oradan da dizelere dökülen bu cümleleri paylaşmak istedim sizlerle siz karar verin bir virane miyim yada Alamut gibi bir kalemi.Yılmaz Erdoğan’ın bir şiiri geldi aklıma Ankara ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu ve belirli bir saatten sonra dışarı çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.Ne güzel bir ifade değil mi şair olmak böyle bir şey.Bende bir mesajla son vereyim sözlerime

İstanbul’a usul usul kar yağıyordu meteoroloji uzmanlarının yağmur yağacak demesine rağmen .Ve günün muhasebesini yapmadan uyumayın diyordu Mehmet Ali :

Sevgiyle kalın ve kitap okuyanlara yeter kafayı yiyeceksin demeyin lütfen kitap okumayla kafayı yiyen görmedim ama okumayarak yiyen gördüm. Mesaj iki oldu ama olsun  hoşgörün saat sabahın beşi
                                                                                         

                                                                                          Mehmet Ali KÜRÜN



20 Ocak 2010 Çarşamba

Mehmet Ali KÜRÜN AYNADAKİ SEN


Şu hayatta tek başına inzivada kalarak,sadece kendi sesinin yankısını duyarak,Hakikati kaşfedemezsin.Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.


Elif şafak aşk adlı kitabında Şems Tebrizi’nin kurallarından bahsediyor ve yedinci kuralın yukarda giriş yaptığım kural olduğunu söylüyor.Aslında amacım kitabı değerlendirmek değil,değerlendirmeyi yada sizlerle paylaşmayı düşündüğüm bir kitapta değil sadece ve sadece okurken fark ettim ,bu kuralın bende yarattığı etkiyi.Kalakaldım öylece cümlelerin üzerinde beni bu kelimelere mıh gibi çakan neydi. Enaniyet mi?Güç mü?Yalnız olduğumu düşünmem mi?Etrafımdaki insanların içinde bulundukları durumla uyuşamamam mı? Daha çoğaltabileceğim bunca soru geçti beynimden ,kısa bir düşünce fırtınası ve her fırtına sonrası olduğu gibi hafif bir dinginlik. Sonrası kağıt kaleme sarılış .Bir farkla bu sefer paylaşma ihtiyacı ‘kural gereği’ Şems’in kuralı gereği tabi aynada kendini görme ihtiyacı ama kiminle ve nerde?Tekrar aynı sorular. Aslında zamanımız ve içinde aynı havayı tenefüs ettiğimiz insaları düşündğümde yalnızlığın daha çok şey kattığını düşünüyorum.Ayna bulmakta zorlanış da diyebiliriz buna .Evet evet aslında aynalar çok etrafta fakat hani şu lunaparklarda olur ya bedeninizi olduğundan büyük veya küçük gösteren yada daha muntazam çoğu zaman bu aynaların içindeyizdir aslında ve bir türlü kendimizi göremeyiz .Gören sensin ama gördüğün sen değil .Aslında o kadar çok şey anlatmak ,paylaşmak istiyorum ki ama ya yanlış yere bakıyorsam ,ya baktığım ayna bende başka vehimlere yol açarsa.Risk almalı değimli insan? Bilgisayar oyunlarının fır döndüğü,msn aşklarının popüler olduğu ,aşk-ı memnuların memnu olması gerektiği şu zamanda sen kalkmış neden bahsediyorsun a dost derse biriniz bana .

Ayna ayna söyle bana benden yalnız var mı şu dünyada.

Evet ayna ayna benden güçlü var mı şu dünyada

Aslında boş ver ayna benden başka aşık var mı sen ondan haber ver

                                                                                    Mehmet Ali KÜRÜN

17 Ocak 2010 Pazar

SEMERKANT Amin Maalouf


Kitaplarda bir efsane dolaşır.İçinde bulunduğumuz bin yılın başına her biri dünyaya kendince damga vurmuş üç İranlı arkadaştan söz eder bu efsane: Dünyayı gözlemleyen Ömer Hayam, o dünyayı yöneten Nizamülmülk ve aynı dünyaya dehşet saçan Hasan Sabah.

Evet kitap dostları fırtına gibi başlayan fakat zamanla yerini bir esintiye bırakan bir kitap SEMERKANT.İlk aşamada uyandırdığı ilgi ve sürükleyicilik kitabın sonlarına doğru pek kalmıyor,beklide ilk bölümlerin verdiği heyecandan dolayı diğer bölüme haksızlık ediyor olabilirim ama kesinlikle ve dürüstçe şunu belirtmeliyim ki keyifli ,heyecan verici güzel okunası bir kitap.Kitapta ilgimi çeken bölümlerden aşağıya sunmak istedim belki ilginizi çeker ve sizleri bu kitabı okumaya sürükler ne dersiniz.

Her gün biri çıkar ,başlar,benim ben demeye,

Altınları, gümüşleriyle övünmeye.

Tam işleri dilediği düzene girer,

Ecel çıkıverir pusudan: Benim ben diye
 
                                               Hayyam

Bir ilişkinin başlangıç dönemlerinde hassas sorunlardan kaçılır genellikle,bin bir itinayla henüz kurulan o kırılgan yapının yıkılacağından korkulur,ama bana sorarsan seninle bu kadın arasında derin,temelden bir fark var.Hayata bakışınız aynı değil.(ne güzel bir özetleme değimli ve gerçek her çağda gerçek)

Sevgilinin yanında yapayalnızdın Hayyam!

Şimdi sığınabilirsin ona ,artık gitti madem.


Hayam için yaşam çok farklıydı,ilmin zevkine ve zevkinde ilmine varmaktı.


Bir işin başarılı olması için ,kadınların dediğinin aksi yapınız. :) ben demiyorum Nizamülmülk diyor :)


Bizde erkekler savaşır ama onlara kiminle savaşacaklarını kadınlar söyler.Bunu kim mi?söylüyor .Okuyun kitabı öğrenin :)

Hiçbir sultan benim kadar mutlu hiçbir dilenci benim kadar mutsuz değil

                                                                                               Hayyam

Bu güzel ifadelerden çok daha güzellerini bulacağınıza emin olabilirsiniz.

Nişaburda başlayan Tıtanıc’in batışıyla biten bir serüven

13 Ocak 2010 Çarşamba

Mevlana Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun Etme

Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun Etme





Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme

Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme


Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı

Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme


Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru

Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme

12 Ocak 2010 Salı

BAB-I ESRAR AHMET ÜMİT


SEVGİLİ KİTAP DOSTLARI UZUN ZAMANDAN BERİ SİZLERLE PAYLAŞMAYI DÜŞÜNDÜĞÜM BİR KİTAP PEKİ PAYLAŞIMIMI GECİKTİREN NEYDİ DİYE DÜŞÜNEBİLİRSİNİZ.NE Mİ?SEVGİLİ KİTAP DOSTLARI GARİP BİR ÖN YARGI BU KİTABI OKUMAKTAN KAÇINDIM? NEDENMİ MEVLANA VE ŞEMSİ ANLATAN BİR KİTAP OLARAK DÜŞÜNDÜM SADECE .ELİF ŞAFAK'IN AŞK ADLI KİTABI İLE BU KONUN POPÜLER BİR HALE GETİRİLMESİ BENİ RAHATSI ETTİ.BELKİDE ŞEMS TEBRİZİNİN MAKALAT ADLI ESERİNİ OKUMUŞ OLMAM PINAR DURURKEN NEDEN KAYNAKLARDAN SU İÇEYİM DÜŞÜNCESİNİ OLUŞTURDU.SAİDE KUDS'UN KİMYA HATUN ADLI KİTABINIDA OKUMAMIN BENİ BU DÜŞÜNCEYE İTMESİNDE ELBETTE ETKİSİ VAR.EN KISA ZAMANDA ZİKRETTİĞİM KİTAPLARIDA SİZLERLE PAYLAŞACAĞIM.EMİNİM SİZLERE İLGİNÇ GELEN BİŞEY OLDU EVET ÖN YARGILI OLDUĞUM BİR KİTABI PINARIN MERKEZİ OLARAK GÖRDÜĞÜM KİTAPLARDAN DAHA ÖNCE PAYLAŞIYOR OLMAM. HAKLISINIZ AMA BAB-I ESRAR'I OKUDUĞUNUZDA BANA HAK VERECEKSİNİZ SİZİ İÇİNE ALIP GÖTÜREN SÜRÜKLEYEN BİR KİTAP .EVET ÖN YARGILAR NE ÇOK ŞEYİ KAYBETTİREBİLİR İNSANA. EVET BEN YORUMLARIMI DAHA FAZLA UZATMADAN KİTAPTAN KISA KISA BÖLÜMLER AKTARAYIM SİZE BELKİ İLGİNİZİ ÇEKER.

TANRI MERHAMETTENDE,ŞEFKATTENDE DAHA BÜYÜKTÜR.TABİ, ŞİDDET VE CEZADAN DA.ON DA HEPSİ VARDIR, ONDA HEPSİ BİRDİR.BİR OLMAK DEMEK ÇOK OLANI BİR GÖRÜNÜMDE TOPLAMAK DEMEKTİR.

HAKİKATİ ÖĞRENMEN İÇİN SÖZE DEĞİL,YAŞAMAYA İHTİYAÇ VARDIR

ŞEYH İNANAN DEĞİL İNANDIRANDIR,ŞEYH ANLATAN DEĞİL,GÖSTERENDİR,ÖĞRETEN DEĞİL,PERDEYİ KALDIRANDIR.

AŞK HERŞEYİNİ ONA ADAMAK DEMEKTİ.AŞK YAŞARKEN ÖLMEK DEMEKTİ